08Çalışma Alanı
Sözleşmeler Hukuku
Derin & Deniz Hukuk Bürosu olarak Uşak'ta, sözleşmelerin hazırlanmasından sona ermesine kadar uzanan süreçte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında hukuki destek sağlamaktayız. Sözleşme inceleme, fesih, cezai şart, sözleşmeden doğan alacak ve tazminat ile alacağın temliki bu alanın başlıca başlıklarıdır.
01 · Genel bakış
Genel Bakış
Son güncelleme: · Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
Sözleşmeler hukuku, kişiler ve şirketler arasında kurulan borç ilişkilerini düzenleyen ve büyük ölçüde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) dayanan hukuk dalıdır. Türk hukukunda kural olarak sözleşme özgürlüğü geçerlidir; taraflar, kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilir. Bununla birlikte tarafların hak ve yükümlülüklerinin açık biçimde yazılması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından belirleyici rol oynar. Derin & Deniz Hukuk Bürosu olarak Uşak'ta bu alanda bilgilendirme ve hukuki destek sağlamaktayız.
Sözleşme hazırlama ve inceleme aşamasında amaç, tarafların iradesini doğru yansıtan ve olası riskleri önceden öngören bir metin ortaya koymaktır. Bu kapsamda edimlerin, ödeme koşullarının, teslim sürelerinin, cezai şart ve fesih hükümlerinin açık biçimde düzenlenmesi önem taşır. Ticari sözleşmelerde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, tüketici işlemlerinde ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri ayrıca değerlendirilmektedir. Satış, kira, eser, hizmet, vekâlet ve kefalet gibi sözleşme tipleri ile isimsiz sözleşmelere ilişkin hazırlık ve inceleme süreçlerinde hizmet vermekteyiz.
Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda alacağın tahsili, ayıplı veya eksik ifa nedeniyle tazminat, sözleşmenin feshi ya da sözleşmeden dönme gibi farklı hukuki yollar gündeme gelebilir. Süreç çoğu zaman ihtarname ile başlamakta; uyuşmazlığın niteliğine göre arabuluculuk, dava veya 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında icra takibi yollarına başvurulmaktadır. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması 6102 sayılı TTK uyarınca dava şartıdır. Hak kaybı yaşanmaması için zamanaşımı sürelerinin ve şekil şartlarının takibi önem taşımaktadır.
02 · Hizmetler
Bu alanda sunduğumuz hizmetler
- 01
Sözleşme Hazırlama ve İnceleme
Satış, kira, eser, hizmet, kefalet ve ticari sözleşmeler dahil olmak üzere sözleşme metinlerinin hazırlanması, mevcut taslakların risk yönünden incelenmesi ve revizyon önerilerinin sunulması.
- 02
Sözleşmeden Doğan Alacak Davaları
Sözleşmeye dayalı alacakların tahsili amacıyla ihtarname, arabuluculuk, dava ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında icra takibi süreçlerinin yürütülmesi.
- 03
Sözleşmeye Aykırılık ve Tazminat
Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde 6098 sayılı TBK kapsamında tazminat taleplerinin değerlendirilmesi ve dava sürecinin takibi.
- 04
Sözleşmenin Feshi ve Sözleşmeden Dönme
Fesih ve dönme koşullarının değerlendirilmesi, fesih bildirimlerinin hazırlanması, fesih sonrası iade ve tazminat taleplerine ilişkin süreçlerin yürütülmesi.
- 05
Cezai Şart (Ceza Koşulu) Uyuşmazlıkları
Cezai şart hükümlerinin düzenlenmesi, geçerliliğinin değerlendirilmesi ve aşırı cezai şartın indirilmesine ilişkin taleplerin dava yoluyla takibi.
- 06
Alacağın Temliki (Devri)
Alacağın devrine ilişkin sözleşmelerin yazılı şekil şartına uygun olarak hazırlanması ve borçluya bildirim sürecinin yürütülmesi.
- 07
İhtarname ve Bildirim Süreçleri
Temerrüt, fesih ve diğer bildirimlere ilişkin ihtarnamelerin hazırlanması ve noter aracılığıyla gönderilmesi süreçlerinde hukuki destek sağlanması.
- 08
Ticari Sözleşmeler ve Arabuluculuk
6102 sayılı TTK kapsamındaki ticari sözleşme uyuşmazlıklarında, 6325 sayılı HUAK çerçevesinde zorunlu ve ihtiyari arabuluculuk süreçlerinin yürütülmesi.
03 · Sorular
Sözleşmeler Hukuku hakkında sıkça sorulan sorular
Sözleşme imzalamadan önce avukat incelemesi yasal bir zorunluluk değildir; ancak imzalanan sözleşme tarafları bağlar ve sonradan değiştirilmesi kural olarak karşı tarafın rızasına bağlıdır. Cezai şart, fesih, teslim ve ödeme koşulları gibi hükümlerin imza öncesinde değerlendirilmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlık ve hak kayıplarının önlenmesi bakımından önem taşır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda kural şekil serbestisi olsa da bazı sözleşmeler için yazılı veya resmi şekil şartı öngörülmüştür.
Karşı taraf sözleşmeye uymazsa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca borcun aynen ifası, gecikme nedeniyle tazminat veya sözleşmeden dönme ya da fesih ile birlikte uğranılan zararın giderilmesi talep edilebilir. Sözleşmede kararlaştırılmışsa cezai şart da ayrıca gündeme gelir. Hangi yolun izleneceği; borcun niteliğine, temerrüdün (borçlunun gecikmesinin) koşullarına ve sözleşme hükümlerine göre belirlenir. Çoğu durumda talep öncesinde ihtarname ile borçluya uygun bir süre verilmesi gerekir.
Cezai şart (ceza koşulu), borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmesi kararlaştırılan bedeldir ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir. Alacaklı, kural olarak zararını ispat etmeden cezai şartı talep edebilir. Hâkim, aşırı gördüğü cezai şartı indirebilir; ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacirler kural olarak cezai şartın indirilmesini isteyemez. Cezai şartın geçerliliği ve kapsamı her sözleşme bakımından ayrıca değerlendirilmektedir.
Sözleşme; sözleşmede öngörülen fesih hükümlerine veya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki koşullara uygun olarak, kural olarak karşı tarafa yöneltilen bir bildirimle feshedilir. Fesih, sürekli borç ilişkilerini ileriye dönük sona erdirirken; dönme, sözleşmeyi geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırır ve tarafların aldıklarını iade etmesini gerektirir. Bildirimin şekli, süresi ve gerekçesi ileride ispat açısından önemli olduğundan, fesih sürecinin noter aracılığıyla gönderilen ihtarname gibi ispatlanabilir yollarla yürütülmesi önerilmektedir.
Alacağın temliki (devri), alacaklının sözleşmeden doğan alacağını yazılı bir sözleşmeyle üçüncü bir kişiye devretmesidir ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir. Kanundan, sözleşmeden veya işin niteliğinden kaynaklanan bir engel bulunmadıkça temlik için borçlunun onayı gerekmez; ancak devrin borçluya bildirilmesi önemlidir, çünkü devri bilmeyen ve iyiniyetli olan borçlu önceki alacaklıya yaptığı ödemeyle borcundan kurtulabilir. Temlik sözleşmesinin yazılı yapılması geçerlilik şartıdır.
Sözleşmeden doğan alacaklarda genel zamanaşımı süresi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca on yıldır. Kira bedelleri ile vekâlet ve eser sözleşmesinden doğan bazı alacaklar gibi kanunda sayılan hâllerde ise beş yıllık zamanaşımı uygulanır. Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla (talep edilebilir hâle gelmesiyle) işlemeye başlar. Süre dolduktan sonra borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürerse alacak dava yoluyla elde edilemeyebilir; bu nedenle sürelerin takibi hak kaybı yaşanmaması bakımından önemlidir.
Sözlü yapılan sözleşme, kanunda özel bir şekil şartı öngörülmedikçe 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki şekil serbestisi ilkesi gereği geçerlidir. Ancak taşınmaz satışı gibi bazı sözleşmeler resmi şekle, kefalet gibi bazı sözleşmeler ise yazılı şekle tabidir ve bu şartlara uyulmaması sözleşmeyi geçersiz kılar. Sözlü sözleşmelerde ayrıca ispat sorunu ortaya çıkabilir; belirli tutarı aşan hukuki işlemler için senetle ispat kuralı bulunmakta olup güncel tutarlar her yıl değişmektedir.
Randevu
Sözleşmeler Hukuku konusunda görüşmek ister misiniz?
Durumunuzu değerlendirmek ve randevu oluşturmak için avukatlarımıza doğrudan ulaşabilirsiniz.

Av. Arb. Ecem Derinöz İşman
Avukat · Arabulucu · Uzlaştırmacı

Av. Arb. Nazlı Ulusoy
Avukat · Arabulucu · Uzlaştırmacı